Hz. Muhammed'in (s.a.v.) Ailesinin Örnek Davranışları

Hz. Muhammed'in Ailesinde Sevinçler ve Sıkıntılar Paylaşılırdı: Peygamberimizin kızı Zeynep'in çocuğu hastalanmıştı. Peygamber Efendimiz durumu haber alınca kızını ve torununu görmeye gitti. Bu duruma çok üzüldü ve onları teselli etti. Torununun tedavisi için gereken her şeyi yaptı.


Hz. Muhammed'in Ailesinde Misafire Cömert Davranılırdı: Bir gün bir kadın iki kızıyla birlikte Peygamberimizin evine geldi. Peygamberimizin eşi Hz. Aişe kadına üç tane hurma verdi. Kadın kızlarına birer hurma verdikten sonra üçüncü hurmayı da aralarında paylaştırdı. Kadına hurmaları niçin verdiğini soranlara Hz. Aişe "İstedim ki kapıya gelen boş gitmesin" diye cevap verdi. Bir gün Hz. Muhammed (s.a.v.) arkadaşlarıyla beraber evine geldi. Eşine yiyecek varsa getirmesini söyledi. Eşi evde olanlardan getirdi. Peygamberimiz ve ailesi, imkanları kısıtlı olmasına rağmen misafirlerini en güzel şekilde ağırladılar, onlara cömertçe davrandılar.


Hz. Muhammed'in Ailesinde İsraftan Kaçınılırdı: Peygamberimizin kızı Hz. Fatıma'nın düğünü çok sade bir törenle gerçekleşti. Çeyizi de çok sade idi. Kızının çeyizinin sadeliğini gören Peygamberimiz şöyle dua etti: "Ya Rabbi, israftan çekinen insanlara bu eşyaları hayırlı eyle." Peygamberimizin evi de çok sade idi. Bir yatak, bir yastık, birkaç hasır ve oturmak için bir post O'nun ev eşyalarıydı.

Hz. Muhammed'in Ailesinde Akrabalık ve Komşuluk İlişkilerine Önem Verilirdi: Peygamber Efendimizin komşularından olan Habbab bir yolculuğa çıkmıştı. Habbab'ın keçileri vardı ancak evinde kendisinden başka keçilerini sağmayı bilen başka biri yoktu. Bu yüzden Habbab yolculuktan dönünceye kadar Peygamberimiz her gün onun keçilerinin sağılmasına yardımcı oldu.
www.huseyinarasli.com

Hz. Muhammed'in ailesinde öksüzler ve yoksullar gözetilirdi: Hz. Peygamber, bir bayram sabahı Medine sokaklarını dolaşıyordu. Çocuklar bayramlık elbiselerini giymiş ve sevinç içerisinde kendi aralarında oynuyorlardı. Kenarda yalnız başına oturmuş küçük bir çocuk Peygamberimizin dikkatini çekti. Elbiseleri yamalı ve ayakkabıları yırtık olan bu çocuk elleriyle yüzünü kapatarak ağlıyordu. Peygamberimiz hemen onun yanına gitmiş ve şöyle demişti: "Yavrucuğum! Bu güzel bayram gününde niçin ağlıyorsun?" Küçük çocuk, başını kaldırmamış ve soruyu soranın kim olduğuna bakmamıştı. İçini çekerek şöyle cevap verdi: "Babamı hatırladım. Geçen bayramda beraberdik. Ama şimdi aramızda değil. Peygamberimizle savaşa gitti ve şehit oldu. Keşke bu bayram da yanımızda olsaydı." Küçük çocuğun bu sözlerini dinleyen Peygamberimiz çok üzülmüştü. Onun başını okşayarak şöyle dedi: "Üzülme yavrucuğum. Eğer istiyorsan ben baban olayım, Ayşe annen, Fatıma da ablan olsun. İstemez misin?" Bu teklif karşısında şaşkına dönen küçük çocuk, karşısındaki kişinin Hz. Muhammed olduğunu anlamıştı. Hemen Peygamberimizin bu teklifini kabul etmiş ve onunla birlikte evine gitmişti. Hz. Ayşe ve Hz. Fatıma küçük çocuğu bağırlarına bastılar. Saçlarını tarayarak güzel elbiseler giydirdiler ve yemek yedirdiler. Sevinç içerisinde tekrar sokağa koşan bu küçük çocuk, arkadaşlarının yanına gitmiş ve onlarla beraber oyuna katılmıştı. Kendisine şaşkınlıkla bakan ve durumu merak eden arkadaşlarına sevinçle şöyle demişti: "Artık benim de dünyalar iyisi ve kalbi merhametle dolu bir babam var. Bir de saçlarımı tarayan şefkatli bir annem ve elbiselerimi giydirip beni seven bir ablam var."