Dinin Temel Gayesi

İslam dininin temel amacı insanın hem bu dünyada hem de ahirette mutlu olmasını sağlamaktır. Bunun için uyulması gereken ilkeler rehberimiz Kur'an-ı Kerim'de ve Peygamber Efendimizin hadislerinde açıkça belirtilmiştir. Yüce dinimiz İslam'ın bu ilkelerinde can, nesil, akıl, mal ve din emniyetiyle ilgili hükümler de yer almaktadır.

Canın Korunması: Dinimizde insan öldürmek en büyük günahlardan sayılır. Bunun yanında intihar etmek de büyük günahtır. Çünkü hayat Allah'ın bize emanetidir. İslam dini inanç farkı gözetmeksizin bütün insanların hayat hakkını koruma altına alır. Başkalarının sağlığını tehlikeye atacak davranışlar bireylerin sağlık hakkını ihlal etmek demektir. Dinimizde insan sağlığını tehlikeye atacak her türlü üretim, alım-satım, çevreyi kirletmek gibi uygulamalar günah sayılır. İşverenler de işçilerinin iş sağlığı ve güvenliği hususunda sorumludurlar. Bu nedenle hem kendi sağlığımıza, hem de başkalarının sağlığına zarar verecek tutum ve davranışlardan uzak durmalıyız.

"Kim de bir mümini kasten öldürürse cezası, içinde devamlı kalmak üzere cehennemdir. Allah ona gazap etmiş, onu lânetlemiş ve onun için büyük bir azap hazırlamıştır." (Nisa suresi, 93. ayet)

Neslin Korunması: Neslin korunması toplumun devamı için bir zorunluluktur. Neslin korunabilmesi sağlıklı bir aile kurmakla mümkündür. Bu nedenle İslam dini, aile kurumunun temeli olan nikâh üzerinde önemle durmuştur. Kur’an-ı Kerim’de evlilik ve aile ile ilgili kurallar ayrıntılı bir şekilde ele alınmıştır.

"Kendileri ile huzur bulasınız diye sizin için türünüzden eşler yaratması ve aranızda bir sevgi ve merhamet var etmesi de O’nun (varlığının ve kudretinin) delillerindendir." (Rum suresi, 21. ayet)

"Ey gençler! Aranızda gücü yeten evlensin. Çünkü evlenmek gözü haramdan korumak ve iffeti muhafaza etmek için en iyi yoldur." (Hz. Muhammed s.a.v.)

Malın Korunması: Dinimize göre helal yoldan olmak şartıyla herkesin mülk edinme hakkı vardır. Ancak hırsızlık, kumar, rüşvet, gasp gibi haksız yollarla elde edilen kazançlar mülk sayılmaz ve haram olur. Bu sebeple kişinin emek ve zaman harcayarak elde ettiği malının hırsızlık, gasp veya yağma gibi çirkin fiillerle alıkonulması haramdır. Kumar yoluyla kazanç elde etmek de haramdır. Dolayısıyla dinimiz helal yoldan kazanılan malın korunmasına önem vermiş, haksız kazancı yasaklamıştır.

"Ey iman edenler! Karşılıklı rızâya dayanan ticaret dışında, mallarınızı aranızda haksızlıkla yemeyin ve kendinizi öldürmeyin. Şüphesiz Allah size karşı çok merhametlidir." (Nisa suresi, 29. ayet)

Aklın Korunması: İnsan akıllı bir varlıktır. Bu özelliğiyle diğer canlılardan ayrılmış ve inanıp iyi işler yapmak üzere Allah tarafından sorumlu tutulmuştur. İnsanın Allah katında sorumlu olabilmesi için akıllı, ergenlik çağına ulaşmış ve özgür bir birey olması gerekir. Yani İslam'ın ilkeleri bu şartları taşıyan insanlar için geçerlidir. Bu sebeple dinimiz aklın korunmasına büyük önem vermiş, insanın akıl sağlığını tehlikeye atan, sağlıklı düşünmesini engelleyen alkol, uyuşturucu vb. zararlı alışkanlıklardan uzak durulmasını istemiştir.

"Ey iman edenler! Şarap, kumar, dikili taşlar (putlar), fal ve şans okları birer şeytan işi pisliktir; bunlardan uzak durun ki kurtuluşa eresiniz. Şeytan içki ve kumar yoluyla ancak aranıza düşmanlık ve kin sokmak; sizi, Allah’ı anmaktan ve namaz kılmaktan alıkoymak ister. Artık bunlardan vazgeçtiniz değil mi?" Maide suresi, 90, 91. ayetler

Dinin Korunması: Dinin korunmasında gözetilmesi gereken en önemli husus sağlam ve doğru bilgi kaynaklarıyla dinin anlaşılmasıdır. İslam dininin temel kaynakları Kur’an-ı Kerim ve Hz. Muhammed’in (s.a.v.) sünnetidir. Kur’an ve sünnete dayanmayan din anlayışları kabul edilemez. Dinde dayanağı olmayan ve sonradan ortaya çıkan yaklaşımlar bid’at olarak görülmüştür.

"Sözlerin en hayırlısı Allah’ın kitabı Kur’an-ı Kerim’dir. Yolların en hayırlısı Muhammed’in yoludur. İşlerin en kötüsü sonradan ortaya çıkarılan bid’atlerdir. Bütün bid’atler de dalalettir. (Hz. Muhammed s.a.v.)

Dinin korunması Allah’ın (c.c.) çizdiği sınırlar içerisinde kalarak dinin emir ve yasaklarını uygulamakla mümkündür. Din bid’at ve hurafelerle tahrif edilebildiği gibi yanlış yorum ve uygulamalarla da özünden saptırılabilir. Bu sapmalara maruz kalmamak için Müslümanlar her namazda okunan Fâtiha suresinde Yüce Allah’tan kendilerini dosdoğru yola iletmesini dilerler. Bid’at ve hurafelerle yoldan saparak Allah’ın (c.c.) gazabına uğrayanların yolundan da uzak tutmasını isterler.


© Telif Hakkı

Sitedeki dökümanlar yazılı izin olmadan kitap olarak bastırılamaz, herhangi bir internet sitesinde yayınlanamaz, paylaşılamaz. Aksi takdirde yasal işlem başlatılacaktır. Hüseyin Araslı'ya ait yayınlar 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanununca telif hakkına tabidir. Öğretmen arkadaşlar öğrencilerine fotokopi yoluyla çoğaltıp dağıtabilirler.