Hz. Muhammed'in (s.a.v.) Hakkı Gözetmedeki Hassasiyeti

• Hak ve adalet konularında uymamız gereken ilkeler Kur'an-ı Kerim'de şöyle belirtilir:

     "Ey iman edenler! Adaleti titizlikle ayakta tutan, kendiniz, ana-babanız ve akrabanız aleyhinde de olsa Allah için şahitlik eden kimseler olun. (Haklarında şahitlik ettikleriniz) zengin olsunlar, fakir olsunlar Allah onlara (sizden) daha yakındır. Hislerinize uyup adaletten sapmayın, (şahitliği) eğip büker (doğru şahitlik etmez), yahut şahitlik etmekten kaçınırsanız (biliniz ki) Allah yaptıklarınızdan haberdardır.” (Nisa suresi, 135. ayet)

• Peygamber Efendimiz de insanlara hakkı gözetmelerini ve adil olmalarını söylerken bunları öncelikle kendi hayatında uygulamıştır.

     "Ben adaletli olmazsam başka kim adil olabilir." Hz. Muhammed (s.a.v.)

• Peygamberimiz hadislerinde hak ve adalet kavramlarının toplumsal huzur açısından önemine dikkat çekmiştir.

     "Yer ve gökler adaletle ayakta durmaktadır." Hz. Muhammed (s.a.v.)

     "Güçsüzün incindiği ve hakkını alamadığı bir toplum yücelemez." Hz. Muhammed (s.a.v.)


Peygamberimizin Hayatından Hak ve Adalet Örnekleri:

• Bedir savaşında alınan esirler arasında Peygamberimizin henüz Müslüman olmayan amcası Abbas da vardı. Esirler (tutsaklar) fidye vererek esirlikten kurtuluyorlardı. Bazı kişiler " Peygamberimizin amcasıdır." diyerek Abbas'ın bağışlanmasını istediler. Peygamberimiz "Hayır, böyle bir şey olamaz. Onun ödemek zorunda olduğu fidyenin bir dirhemi bile bağışlanamaz." dedi.

• Peygamberimizden alacağını istemeye gelen bir adam, bunu kaba bir şekilde söylemişti. Peygamberimizin yanında olanlar adama kızmışlardı. Fakat adam; “Ben hakkımı istemeye geldim.” demişti. Peygamberimiz çevresindekilere;“Sizin ondan yana olmanız gerekirdi çünkü bu adam hakkını istiyor.” dedikten sonra adama borcunu ödedi. Adam, “Sen benim hakkımı çok iyi bir şekilde ödedin. Allah da sana ödülünü verecektir.” diye dua ederek gitti. Peygamberimiz de “İşte hak sahiplerinden yana çıkıp hakkın yerini bulmasına yardımcı olanlar, insanların en hayırlılarıdır. İçinde, zayıf kimsenin incitilmeden hakkını alamadığı bir toplum yükselemez.” dedi.

• Mahzumoğulları’ndan bir kadın hırsızlık yapar. Bir kısım ileri gelen Kureyşliler Hz. Muhammed’e bir aracı göndererek kadını affetmesini isterler. Bu işi Hz. Muhammed’in çok sevdiği bir kişi olan Üsame’nin yapabileceğini düşünürler. Sonra durumu iletmek üzere Üsame’yi Peygambere gönderirler. Üsame gelip durumu anlatınca Hz. Peygamber üzülür. Ayağa kalkarak şunları söyler: “Ey insanlar, sizden önceki insanlar aralarında varlıklı biri hırsızlık yaptığında ona dokunmazlar; zayıf biri hırsızlık yaptığında ise onun cezasını verirlerdi. Allah onları bu yüzden helak etti. Allah’a yemin ederim, değil o kadın, bu suçu işleyen Muhammed’in kızı Fatıma bile olsa onun da cezasını veririm."

• Hz. Muhammed gençliğinde Mekke'de haksızlığa uğrayan, parası, malı gasp edilen güçsüz ve kimsesizlerin haklarını korumak amacıyla kurulan Hılfu'l-Fudul (Erdemliler Hareketi) topluluğuna katıldı.

Kabe Hakemliği: Kâbe, Mekkelilerin kutsal kabul ettikleri bir yerdi. Peygamberimiz, otuz beş yaşlarındayken bir gün Mekke’de şiddetli bir fırtına olmuş, Kâbe’yi de sel basmış ve büyük hasar görmüştü. Kâbe onarılırken sıra Mekkelilerce kutsal sayılan “Hacerülesvet” adı verilen taşın yerine konulmasına geldi. Her kabile, bu onurun kendisine ait olmasını istiyordu. Neredeyse bu yüzden kavga çıkacak ve kabileler arasında savaş başlayacaktı. Sonunda, Kâbe'ye ilk girecek kişinin hakemliğine başvurma kararı alındı. Kâbe'ye ilk gelen kişi Hz. Muhammed'di. Herkes bu durumdan memnun oldu. Çünkü, onun hakkı gözeten bir kişiliğe sahip olduğunu ve anlaşmazlığı adalete uygun olarak çözeceğini biliyorlardı. Peygamberimiz bir yaygı üzerine taşı koyarak her kabileden bir kişinin bunun ucundan tutmasını istedi. Taş, konulacağı yere kadar bu şekilde getirildi. Sonra Hz. Muhammed, eliyle taşı alıp yerine koydu. Böylece çıkması olası bir çatışma tatlılıkla çözüme kavuşturuldu.

© Telif Hakkı

Sitedeki dökümanlar yazılı izin olmadan kitap olarak bastırılamaz, herhangi bir internet sitesinde yayınlanamaz, paylaşılamaz. Aksi takdirde yasal işlem başlatılacaktır. Hüseyin Araslı'ya ait yayınlar 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanununca telif hakkına tabidir. Öğretmen arkadaşlar öğrencilerine fotokopi yoluyla çoğaltıp dağıtabilirler.