Sözlü Dönem Türk Edebiyatı

İslamiyet öncesi Türk edebiyatının ilk ürünleri genelde Çin metinlerinden öğrenilmektedir. Çin kaynaklarında Hun Türklerine ait bazı Türkçe sözcüklere, metinlere rastlanmıştır. Türklere ait bilinen en eski edebi verim, aşağıdaki beyittir. Çin kaynaklarında yer alan bu en eski Türk şiirinin Hunlara ait olduğu belirtilmektedir.

Süke talıkan
Bokukgı tutan

Günümüz Türkçesi: "Orduyu gönder, Bokuk'u yakalat!"


Türk edebiyatının ilk dönemi sözlü edebiyat dönemidir. Düğünler, av törenleri, cenazeler, kurban vb nedenlerle bir araya gelen eski Türk toplulukları, bu merasimlerde kopuz adı verilen saz eşliğinde şiirler söyleyen kamları, şamanları, baksıları, ozanları dinlemişlerdir. Bu şiirler aşağıda da anlatılacağı üzere sözlü dönemin ürünleri olan koşuk ve sagu türleridir.
www.huseyinarasli.com


Sözlü Dönem Türk Edebiyatının Özellikleri:

• Koşuk, sagu, sav ve destan bu dönemin ürünleridir.

• Şiirler hece ölçüsüyle söylenmiştir.

• Şiirde nazım birimi dörtlüktür.

• Şiirde genellikle yarım kafiye kullanılmıştır.

• Şiirde yabancı kelimelerin olmadığı yalın bir dil kullanılmıştır.

• Dildeki kelime sayısı sınırlıdır.

• Eserler genelde anonimdir.

• Şiirlerin konuları; savaş, yiğitlik, ölüm acısı, yurt sevgisi, doğa sevgisi, at sevgisi, ata sevgisi.



Sözlü Dönem Türk Edebiyatının Başlıca Ürünleri:

Koşuk: Koşuklar Oğuz Türklerinin dini içerikli kurban törenleri olan şölenlerde (şeylan) veya zafer kazanılan savaşlardan sonra söylenen şiirlerdir. Konuları yiğitlik, doğa ve aşk olup hece ölçüsüyle ve dörtlükler halinde söylenir. Kafiye düzeni "aaab / cccb / dddb" şeklindedir. İlk koşuk örnekleri Kaşgarlı Mahmut'un "Divan-ı Lügati't-Türk" adlı eserinde görülür. Koşuk türünün hak edebiyatındaki karşılığı "koşma", divan edebiyatındaki karşılığı "gazel"dir.

Otuz içip kıkralım
Yoklar kopup sekrelim
Aslanlayu kökrelim
Ketçi sakınç sevenelim

Üç defa içip haykıralım
Ve yukarı sıçrayalım
Arslan gibi kükreyelim
Üzüntü gitti sevinelim

Sagu: Sözlü dönem Türk edebiyatında ölüm konulu şiirlere sagu denilmiştir. Sagular "Yuğ" adı verilen cenaze törenlerinde ölen bir kimsenin arkasından duyulan acıyı ve onun hayattayken yaptığı kahramanlıkları dile getirmek için söylenir. Halk edebiyatındaki karşılığı "ağıt", divan edebiyatındaki karşılığı ise "mersiye"dir. Divan-ı Lügati't-Türk'te biri Alper Tunga'ya, diğeri de adı bilinmeyen bir kahramana ait olmak üzere iki sagu vardır.

Alp Er Tunga öldi mü
Issız acun kaldı mu
Ödlek öçin aldı mu
Emdi yürek yırtılur

Alp Er Tunga öldü mü
Kötü dünya kaldı mı
Felek öcünü aldı mı
Şimdi yürek(ler onun ölümünün acısı ile) paralanıyor

Sav: Şiir şeklinde söylenmiş, öğüt verici kısa sözlere sav denir. Savlar günümüz atasözlerinin ilk şeklini oluşturur. Halk edebiyatındaki karşılığı "atasözü", divan edebiyatındaki karşılığı "darb-ı mesel"dir.

Ağılda oglak bolsa arıkda otu biter (Ağılda oğlak doğsa ırmakta otu biter)

Uma gelse kut gelir (Eve konuk gelse uğur da gelir)

Aç ne yimes, tok ne dimes (Aç ne yemez, tok ne demez)

Biş ernek tüz ermes (Beş parmak düz değildir)

Destan: Milletlerin başlarından geçen önemli olayları, inançlarını, kahramanlıklarını, tarih sahnesine çıkışlarını anlatan ve anonim olan manzum eserlere destan denir. Farsça'da "dâstân" kelimesinden gelmektedir. Destanlar ait oldukları toplumların yaşam biçimlerine, kültürlerine, inançlarına, geleneklerine dair bilgiler barındırır. İslamiyet öncesi Türk edebiyatının en önemli ürünleri destanlardır. Bu sebeple İslamiyet öncesi Türk edebiyatına "Destan Dönemi" de denir. Destanlar ortaya çıkış şekillerine göre doğal ve yapma destanlar diye ikiye ayrılır. Geniş bilgi için tıklayın.