Abdülhak Hamit Tarhan (1852-1937)

• Tanzimat dönemi 2. kuşak şairi, tiyatro yazarı ve diplomat. Abdülhak Hamit, Türk edebiyatının Batılı anlamda yenileşmesinde büyük rol oynamıştır. Bazı Avrupa ve Asya ülkelerinde büyükelçilik görevlerinde bulunduğu için doğu ve batı edebiyatını yakından tanımıştır.

• Eserlerinde batı edebiyatından özellikle Victor Hugo ve Shakespeare'nin etkisi görülür. Edebiyat anlamında Batı'da gördüğü hemen her şeyi seçmeden almıştır. www.huseyinarasli.com

• "Sanat, sanat içindir" anlayışını benimsemiş, tanzimat şiirine şekil ve muhteva yönünden yenilikler getirmiştir. Romantizm akımının etkisinde lirik bir tarzda söylediği şiirlerinde üslup endişesi taşımamış, dil kurallarını ihlal etmiş, birçok yabancı kelimeler kullanmıştır. Böylelikle kendisini sıkı bir disiplin altına almadan yeniliği uygulamıştır. Bu yönüyle klasik edebiyat geleneğini sonlandırmış, şiirlerinde divan şiirinin nazım şekillerini kullanmamıştır.

• Şiirlerinin başlıca konuları; aşk, tabiat, ölüm ve metafiziktir.

• Kır ve köy hayatını anlattığı ilk şiir kitabı "Sahra", Türk şiirinde geniş olarak tabiat teminin işlendiği bir eserdir. Bu kitaptaki şiirlerini Fransız romantizminin etkisinde yazmıştır.

• Eşi Fatma Hanım'ın genç yaşta vefat etmesi üzerine Abdülhak Hamit 1885'te ünlü "makber" şiirini yazmıştır. Makber şiiri, Klasik edebiyatta ölümü konu alan "mersiye" türünden ayrılır. Çünkü bu şiirde ölüm kendi gerçekliğiyle dile getirilmiştir.

Eyvâh! Ne yer, ne yâr kaldı
Gönlüm dolu âh u zâr kaldı
Şimdi buradaydı gitti elden
Gitti ebede gelip ezelden
Ben gittim, o hâksâr kaldı
Bir gûşede târmâr kaldı
Bâkî o enîs-i dilden, eyvâh!
Beyrut'ta bir mezar kaldı
(Makber şiirinden bir bölüm)

• Abdülhak Hamit, Türk edebiyatına geniş bir şekilde "felsefî şiir"i getirmiştir. Felsefî şiir, hayatı ve olayları evrenle birlikte yorumlayan; varlık ve yokluk, başlangıç ve son, hayat ve ölüm gibi problemleri insanın etrafında derinlik psikolojisi içerisinde ele alan şiirdir.

• Son zamanlarında kendisine "Şair-i Âzâm" (en büyük şair) ünvanı verilmiştir.

• Abdülhak Hamit çok sayıda tiyatro eseri yazmıştır. Çünkü onun için tiyatro; hayallerini, duygu ve düşüncelerini ifade edebileceği geniş bir alandır. Ancak onun yazdığı oyunlar sahnelenmeye uygun değildir. Oyunlarını okunmak için yazmıştır.

• Tiyatro oyunlarının konularını yabancı hayatlardan, tarihi olaylardan seçmiştir. Çünkü Abdülhak Hamit'e göre her gün gördüğümüz, bildiğimiz, içinde yaşadığımız yerli hayatı oyunun konusu yapmak fazla anlamlı değildir. Bu sebeple oyunlarında tarihsel konulara ve değişik milletlerin hayatlarına yönelmiştir.

• Oyunun bir kahramanı olarak kendisine de tiyatro eserlerinde yer vermiştir. Bu durum Romantizm akımının bir sonucudur.

• Abdülhak Hamit Tarhan 85 yıllık hayatında birçok edebî ve siyasî dönemlere tanıklık etmiş, Tanzimat, Servet-i Fünun, Fecr-i Ati, Milli Edebiyat ve Cumhuriyet dönemi edebiyatlarını görmüştür.


Eserleri:

Şiir: Sahra (1879), Divaneliklerim yahut Belde (1885), Bunlar Odur (1885), Makber (1885), Ölü (1885), Hacle (1885), Kahpe yahut Bir Sefîlenin Hasbihâli (1886), Bâlâdan Bir Ses (1912), Vâlidem (1913), İlhâm-ı Vatan (1916), Garam (1923)

Mensur Tiyatro: Mâcerâ-ı Aşk (1873), Sabrü Sebât (1875), İçli Kız (1875), Duhter-i Hindû (1876), Târık yahut Endülüs'ün Fethi (1879), İbn-i Mûsâ (1880), Finten (1898)

Manzum Tiyatro: Nesteren (1878), Tezer (1880), Eşber (1880), Sardanapal (1908), Liberte (1913)

Araştıran ve yazan: Hüseyin Araslı.

© Telif Hakkı

Sitedeki dökümanlar yazılı izin olmadan kitap olarak bastırılamaz, herhangi bir internet sitesinde yayınlanamaz, paylaşılamaz. Aksi takdirde yasal işlem başlatılacaktır. Hüseyin Araslı'ya ait yayınlar 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanununca telif hakkına tabidir. Öğretmen arkadaşlar öğrencilerine fotokopi yoluyla çoğaltıp dağıtabilirler.