Tevfik Fikret (1867-1915)

• Tevfik Fikret, 24 Aralık 1867 tarihinde İstanbul'da doğmuştur. Babasının adı Hüseyin Efendi, annesi ise Hatice Refia Hanım'dır. Tevfik Fikret Galatasaray Lisesi'nde öğrenciyken Muallim Naci ve Recaizade Mahmut Ekrem'den edebiyat dersleri almıştır. İlk şiirleri de bu lisede öğrenciyken "Tercüman-ı Hakikat" gazetesinde yayımlanmıştır. Tercüman-ı Hakikat, Muallim Naci taraftarlarının toplandığı bir gazetedir. Tevfik Fikret bu gazetede 1884-1891 yılları arasında, "Nazmî" mahlasıyla, Muallim Naci etkisinde ve divan şiiri tarzında yazdığı manzumelerini yayımlamıştır.

• Muallim Naci ile Recaizade Mahmut Ekrem arasında cereyan eden edebiyatta eski-yeni tartışmaları (demdeme-zemzeme), Fikret'in Naci etkisinden sıyrılıp Recaizade Mahmut Ekrem çizgisine yaklaşmasına sebep olur. Tevfik Fikret, 1891-1895 yılları arasında klasik tarzda şiir söylemeyi bırakarak yeni bir söyleyişe yönelir. Hatta II. Abdülhamit Han'ı öven manzumeler kaleme alır. Bu dönemde Fransız edebiyatıyla da ilgilenmeye başlar ve çeviriler yapar.

• Hocası Recaizade aracılığı ile 7 şubat 1896'daki 256. sayısından itibaren Servet-i Fünun Dergisi'nin başına geçen Tevfik Fikret, bu tarihten sonra yenileşme yanlısı şair ve yazarlarla bir araya gelerek Servet-i Fünun topluluğunu oluşturur. Fikret, şiirindeki asıl olgunluk devresine bu dönemde ulaşır. Servet-i Fünun döneminde "Sanat, sanat içindir." anlayışını benimser.

• Bu tarihten sonra şiirinde olduğu gibi mizacında ve fikirlerinde de değişiklikler meydana gelir. Allah'a olan inancını kaybeden şair, karamsarlığa bürünür, içine kapanır, gerçeklerden kaçıp hayal dünyasına sığınır. Sanatçının bu ruh hali kuşkusuz şiirlerine de yansır. "Gayyâ-yı vücud" gibi kötümserlik temasını işleyen şiirler, "Ömr-i Muhayyel" gibi gerçeklerden kaçıp hayale sığınma temasını işleyen şiirler ve "Sahâif-i Hayatımdan" gibi kendi karamsar ruh halini anlatan şiirler kaleme alır.

• Tevfik Fikret, 1901'de Servet-i Fünun Dergisi kapatıldıktan sonra Rumelihisarı sırtlarında Âşiyân adını verdiği evinde inzivaya kapanır. Bu inziva dönemi 1908'de İkinci Meşrutiyet'in ilanına kadar sürer. Bu yıllarda "Sanat, toplum içindir." anlayışıyla hareket eder ve toplumsal-siyasal konularda şiirler yazar. Bu dönemdeki şiirlerinde II. Abdülhamit Han'ı şiddetle eleştirir. Hatta "Bir Lahza-i Taahhür" adlı şiirinin

Ey şanlı avcı, dâmını bî-hûde kurmadın!
Attın... Fakat yazık ki, yazıklar ki vurmadın

dizelerinde II. Abdülhamit'e suikast düzenleyen Ermeni komitacılara alkış tutar. Bu dönemde II. Abdülhamit devri aleyhinde yazdığı şiirlerin en ünlüsü "Sis"tir. Yine bu dönemde yazdığı bir başka şiiri olan "Tarih-i Kadim"de İslam dinini ve Osmanlı tarihini kıyasıya eleştirir.

• Tevfik Fikret, 1908 yılında II. Meşrutiyet'in ilan edilmesiyle baskı ve sansür döneminin sona erdiği düşüncesiyle umutlanır. Hüseyin Cahit ve Hüseyin Kazım ile birlikte "Tanin" gazetesini çıkarmaya başlar. Bu dönemde verdiği eserlerinde toplumsal konulara yönelir, toplumcu şiir anlayışını benimser. Medeniyet, ilerleme, özgürlük vb temaları işler. İttihat ve Terakki yönetimini ve meşrutiyeti öven yazılar, şiirler kaleme alır.

• Bir süre sonra İttihat ve Terakki yöneticilerinin de baskıcı bir tutum izlemeye başlamaları üzerine Tevfik Fikret bunları eleştirir. İttihat ve Terakki'ye karşı ilk şiddetli tepkisi "Doksanbeşe Doğru" şiiridir. "Revzen-i Mahlû" ve Hân-ı Yağma" şiirlerinde de İttihatçıları eleştirir. Bu dönemde ayrıca "Haluk'un Defteri" adlı şiir kitabını yayımlar. 1911 yılında yayımladığı bu kitabında oğlu Haluk'un şahsında Türk gençlerine öğüt vermiş, onlara çalışma, ilerleme, yurt sevgisi, hürriyet gibi düşünceleri aşılamaya çalışmıştır.

• Şiirde beyit hakimiyetini kıran Fikret, anlamı ve cümleyi beytin dışına taşımıştır. Diyaloglara yer vermiş, müstezat nazım şeklini daha serbest bir biçime sokmuş, böylece şiiri nesre (düz yazıya) yaklaştırmıştır.

• Batı edebiyatından çeviriler yoluyla edebiyatımıza giren sone, terzarima gibi nazım şekillerini kullanmıştır. "Sone"yi Türk edebiyatında ilk kullanan odur.

• Kafiyeyi önemsememiş, kafiye düzeninde klasik biçimlerin dışına çıkmıştır.

• Bütün bu yenileşme çabalarına karşın Fikret'in şiirlerinde kullandığı dil ağırdır. Arapça-Farsça kelimelere ve tamlamalara sıkça yer vermiştir.

• Hayatının sonlarında hece vezni ile yazdığı çocuk şiirlerinde ise sade bir dil kullanmıştır. Bu şiirlerini "Şermin" adlı kitapta toplamıştır. www.huseyinarasli.com


Eserleri: Rübâb-ı Şikeste (1899), Tarih-i Kadim (1905), Haluk'un Defteri (1911), Rübâbın Cevabı (1911), Şermin (1914)

Araştıran ve yazan: Hüseyin Araslı.

© Telif Hakkı

Sitedeki dökümanlar yazılı izin olmadan kitap olarak bastırılamaz, herhangi bir internet sitesinde yayınlanamaz, paylaşılamaz. Aksi takdirde yasal işlem başlatılacaktır. Hüseyin Araslı'ya ait yayınlar 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanununca telif hakkına tabidir. Öğretmen arkadaşlar öğrencilerine fotokopi yoluyla çoğaltıp dağıtabilirler.