İslam'da İbadet Yükümlülüğü (Ef'âl-i Mükellefîn)

Yüce Allah akıllı ve ergenlik çağına ulaşmış her mümini farz ibadetleri yapmakla sorumlu tutmuştur. Dinin emirlerini yerine getirmek ve yasaklarından kaçınmakla sorumlu tutulan kimseye mükellef denir. İslam’a göre akıl ve irade ibadetle mükellef olmanın şartlarıdır. Kişinin, akletme ve irade kabiliyetinin bulunmadığı uyku, baygınlık, delilik gibi durumlarda ibadet mükellefiyeti yoktur. Yine kişi, yanılma, unutma ya da başkası tarafından zorlanma sebebiyle yerine getiremediği ibadetlerden de sorumlu tutulmamıştır. Çünkü burada da kişinin iradesini kullanamaması söz konusudur.

"Ef'al-i mükellefin", sözlükte “mükelleflerin fiilleri” anlamına gelir. Terim olarak da dinen yükümlü sayılan insanların davranışları ve bunlarla ilgili hükümler anlamındadır.
www.huseyinarasli.com
Farz: Yüce Allah'ın bizden kesin olarak yapmamızı istediği iş ve davranışlardır. Farzlar farz-ı ayn ve farz-ı kifâye olarak ikiye ayrılır. Farz-ı ayn; dinen sorumlu sayılan her Müslümanın yapması gereken davranışlardır. Beş vakit namaz, Ramazan orucu, zekât ve hac ibadetleri farz-ı ayndır. Farz-ı ayn olan amelleri terk etmek haramdır ve terk edenler günah işlemiş sayılırlar. Farz-ı kifâye ise bazı Müslümanların yapmasıyla diğerlerinin üzerinden sorumluluğu kalkan davranışlardır. Mesela cenaze namazını bazı Müslümanlar kıldığında diğerlerinden sorumluluk düşer. Farz-ı kifaye olan bir ameli hiç kimse yerine getirmezse bütün Müslümanlar bundan sorumlu sayılır.

Vacib: Farz kadar kesin olmasa da Allah'ın bizden yapmamızı istediği iş ve davranışlar. Bayram namazı kılmak, kurban kesmek, Ramazan ayında fıtır sadakası vermek.
www.huseyinarasli.com
Sünnet: Peygamberimizin söylediği sözler, yaptığı davranışlar, başkası yaptığında onay verdiği davranışlar. Sünnet, Kur’an-ı Kerim’le birlikte dinimizin temel kaynaklarındandır. Sünnet-i müekkede; Hz. Peygamberin farz ve vacibin yanı sıra devamlı yaptığı, çok az terk ettiği iş, davranış ve ibadetlerdir. Sabah namazının sünneti, öğle namazının ilk ve son sünnetleri, namazları cemaatle kılmak, ezan, kamet, selamlaşmak, dişleri temizlemek gibi davranışlar sünnet-i müekkededir. Sünnet i gayr-i müekkede; Hz. Peygamberin bazen yapıp bazen terk ettiği iş, davranış ve ibadetlerdir. İkindi ve yatsı namazlarının ilk sünnetleri sünnet-i gayr-i müekkededir. Sünnet-i gayr-i müekkedeyi yerine getiren sevap ve övgüye lâyık görülür, terk edenler ise dinen kınanmaz.
www.huseyinarasli.com
Müstehab: Dinen yapılması kesin ve bağlayıcı olmaksızın istenen ve terk edilmesi kınanmayan işleri ifade eden, Peygamber Efendimizin sevdiği, beğendiği hususlardır. Doğan çocuk için akika hayvanı kesmek, güzel giyinmek, güzel koku sürünmek, kuşluk ve teheccüd gibi nafile namazları kılmak, Ramazan ayı dışında nafile oruç tutmak müstehaptır. Bunları yapana sevap verilir, yapmayan günaha girmez.

Mübah: Yapılması emir olunmayan ve yasak da edilmeyen şeylere mubah denir. İyi niyetle işlenmesinde sevap, kötü niyetle işlenmesinde azap vardır. Uyumak, helalinden çeşitli şeyler yiyip içmek, helalinden çeşitli elbiseler giyinmek gibi işler, mubahtır. Bunlar, İslamiyet'e uymak, emirlere sarılmak niyetiyle yapılırsa sevap olur. Sıhhatli olup, ibadet yapmaya niyet ederek, yemek içmek böyledir.
www.huseyinarasli.com
Haram: Dinimizde "yapmayınız" diye açıkça yasak edilen şeylerdir. Haramların yapılması ve kullanılması kesinlikle yasaklanmıştır. Haram olan şeyleri terk etmek, onlardan sakınmak farzdır ve çok sevaptır.
www.huseyinarasli.com
Mekruh: İbadetlerin sevabını gideren şeylere mekruh denir. Tahrimen mekruh, vacibin terkidir. Harama yakın olan mekruhlardır. Bunları yapmak azabı gerektirir. Güneş doğarken, tam tepede iken ve batarken namaz kılmak gibi. Namazda vacipleri terk edenin, tahrimen mekruhları işleyenin, o namazı iade etmesi vaciptir. Eğer unutarak işlerse sehiv secdesi, yani unutma secdesi gerekir. Tenzihen mekruh; mubah, yani helal olan işlere yakın olan yahut yapılmaması yapılmasından daha iyi olan işlerdir. Gayri müekked sünnetleri veya müstehapları yapmamak gibi.

© Telif Hakkı

Sitedeki dökümanlar yazılı izin olmadan kitap olarak bastırılamaz, herhangi bir internet sitesinde yayınlanamaz, paylaşılamaz. Aksi takdirde yasal işlem başlatılacaktır. Hüseyin Araslı'ya ait yayınlar 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanununca telif hakkına tabidir. Öğretmen arkadaşlar öğrencilerine fotokopi yoluyla çoğaltıp dağıtabilirler.